5 yıldır kamu hastanesinde çalışıyorum.Deneyim için belki çoğuna komik gelecek bir süre ama bana kamunun işleyişini öğretmeye yetti.Kimisi de bu sürede mi anladın diyecek ama inanın bu sürenin çoğu sabretmekle geçti.Çok kısır bir mesleğe sahibim.Kısırlaştırılmış Türkiye'de.Üniversiteye hazırlanırken tek hedefim hayat şartlarımı düşürmeyeceğim, en az bu standartta yaşamımı sürdürebileceğim bir yaşam sağlayabilmekti kendime.Öyle uçuk hayaller ,deli paralar peşinde de değildim.Bu sebepten belki de "şu mesleği yapacağım lan ben" demedim hiç.Alabileceğim en yüksek puanı alayım da gerisine bakarız mantığından gittim.Doğru mu yanlış mı iddiam yok.Gerizekalının önde gidenlerindenmişim ki Eczacılık kazandım.Puana ona buna yazık etmeyi geç kendime yazık etmişim.Kendi kendime gidip kaydımı yaptırdım ve gittiğim ilk ay içerisinde (ki meslek derslerine henüz başlamamışken) aileme bölümden nefret ettiğimi ve %100 uzatacağımı haber verdim.Bana o yaşa kadar ders çalışmam gerektiğini söylememiş insanlar şaşırdılar haliyle bu habere.Ama işte her ailenin içinde çocuklarının sağlıkçı olması isteği vardır ki bırak gel de demediler bana.Ben de sadece yarım bırakmış olmamak adına devam ettim.Embesilliğin ikinci bölümü burda başlamış.Ulan madem ilk ay farkettin bas dön.Yok yediremez bırakmayı.Bir tek dersi sevdim 6,5 yıl boyunca.Toksikoloji.Onda yüksek lisansa bile başlamışken esti, dellendim, ailemin yanında olmayı seçip döndüm yuvaya.(embesillik bölüm 3)
Klinik Eczacılık yapayım bari diyip hastaneyi seçtim.Bak bak seçime bak.Kliniği yemişim eczacılığın yakınından geçiyorsa ne olayım 5 yıldır yaptığım iş.Yemin ediyorum iktisadi idari bilimlerden çıkan biri daha uygun olduğum yere.Yıl sonu hesapları, devir cetvelleri, taşınır mal yönetmeliği girdi bana.Bunu bakanlık müsteşarına neden eczacının yaptığını soran bir eczacıya verilen yanıt şudur:eczacının kafası çalışır diye onlara verdik bu işi.Emin olun bu cevap doğrudur.
Her neyse bir şekilde 5 yıldır bu işi yapıyorum ve bir süre daha yapacak gibi görünüyorum.Ben 5 yıldır bir halt sahibi olamadım.Kenarda birikmiş üç kuruşum da yok.Araba almaya niyetlendim ki Fiata falan da baktım.Cesaret edemedim.Döner sermayenin sürekliliğine güvenemedim.Maddi kaygılar taşıyan bir insan değildim ama geleceğimden endişeleniyorum.Değil başını sokacak ev arabaya cesaret edemedim.
Bana deselerdi ki üniversiteye hazırlanırken; eczacı olacaksın, bir ilçe hastanesinde kirada oturup ailenin tüm fertlerinden uzakta olarak asosyal kalacak, haftanın 5 günü Okan Bayülgen izlemekten başka bir keyfin olmayacak.Mutluluk iki parmağın arasında der hiç acımadan gösterirdim hareketi.Kitabın kapağını kapatır o çok çalışan, hesap kitaba basan kafamla kasiyer v.b. olurdum.Bunu bütün içtenliğimle söylüyorum olurdum.
İşte bu sebepten ben o maaşı size helal etmiyorum...Bence frenden ayağımı çekmedim daha...