Yine Bir Kutlama

14.May.2008

İki gündür haklı bir eylem içerisinde olan meslektaşlarımın Eczacılık Günü'nü kutluyorum.

Görsel:Deutsches Museum

Kurgu

13.May.2008


Mutfağımda aniden beliren bu minyatür rende 3-5 saniye de olsa ürküttü beni.Olası senaryoları yine saliselerle ölçebileceğimiz bir zamanda ürettim yine.Bu rendeyi ben almamıştım.Eve benden başka giren de olmamıştı, izindeydim 4 gündür.Psikopatın biri eve girip bana rende bırakmıştı.Ne demek istiyordu peki bana? Arkamı döndüğüm anda elinde kocaman bir rendeyle karşımda bulacaktım onu.Birden burnumu rendelemeye başlayacaktı.Suratım dümdüz olunca çekip gidecekti.Ben sürünerek telefona ulaşıp hastaneyi arayacaktım.Bir süre burunsuz halde dolaşacaktım.Bana bir kobay sırtında yeni burun yapacaklardı.
Bu olası senaryoydu.Gerçek olan ise şuydu:Tüp sipariş etmiştim.Adam yeni tüpü takarken cüzdanımı almak için odaya döndüğümde tüple birlikte hediye ettikleri bu minik rendeyi bırakmıştı.Hepsi bu.Komik olan akşam yemeğine gittiğim arkadaşlarımın mutfağında da aynı rendeden görmem oldu.Kabus.Onlar da aynı gün tüp almışlar.Olası senaryom gerçek olsaydı, psikopat adam benden önce arkadaşlarımın evine gidip oraya da bırakmış olacaktı.Kemik koleksiyoncusu gibi bu da rendelenmiş burun koleksiyoncusu.

Eylemim Fosur Fosur Devam Ediyor

12.May.2008


Sigarayla iş arkadaşlığımızda son bir hafta.Eylemim hastanede de devam etti ama pek umursayan olmadı.Bir hafta-on gün önce resmi yazı da geldi ama ben hala reddetmekteyim bu olayı.Yazıyı gördüğüme dair imzam alınırken ellerim titredi, soğuk soğuk ter döktüm, kimi zaman feryat figan ettim (ciddiyim) ama imzaladım malesef.Ardından da iki damla gözyaşı akıttım, imzamı attığım yerdeki mürekkep dağıldı, çok duygusal bir hava esti hastanede.Hastalar kendi dertlerini unutup, refakatçılar hastalarını bırakıp yanıma koştular, beni teselli ettiler.
Eylemime devam edip tehditler savurmaktayım şu anda.Pencereden sarkar içerim, duman içeri girmesin diye uğraşırken düşüp ölürüm ilaçsız, malzemesiz kalırsınız, ameliyatlar bir süre sonra durur, hastane batar, hastalar dava açar, mahkemelerde sürünürsünüz diyorum ama bunu da pek umursayan olacağa benzemiyor.
Olmadı eczaneyi bahçeye taşıyacağım..

İnte'nin Önerisi:Penn&Teller Bullshit!

07.May.2008

Kolay kolay program önermem ama bu adamları mutlaka izlemelisiniz.Bizim kanallarımızdaki gerçeği su üstüne çıkaran (?) kişilerin beceremediklerini bu iki adam yapmışlar.Kendi çaplarında da değil hakikaten yapmışlar.Tesadüfen gördüğüm ve gece gece beni kahkahalara boğan Penn&Teller Bullshit Fx Tv' de Salı günleri 23:00 da yayınlanıyormuş.Henüz iki bölüm gösterilmiş Fx'te.
Aslında ben yeni farketmişim bu ikiliyi.Tv programının dışındaki yaptıkları şovlar da oldukça popülermiş.


"Kendilerini "gerçeğin sadıkları" olarak ilan eden Penn ve Teller, toplumun saygı duyduğu pek çok kurumun sahte olduğunu ve bu kurumların "umutsuz ama kendilerine güvenen insanlar"ın sırtından para kazanmak için tasarlandığını ispatlamaya çalışmaktadırlar. Her bölümde Penn ve Teller’ın komediyle sarmalanmış görüşmeleri ve gizli çekimleri bulunuyor. Dizi, Penn ve Teller’ın kendilerine has mizahlarını, numara ve dolandırıcılık yeteneklerini anlatıyor. Ayrıca dizi, gizli kamera ve açıkça yüzleşme de dahil türlü yollarla tabulaşmış konuların saldırgan ve saygısızca açığa vurulmasını içeriyor." (Fx Tv'ten)

Kesinlikle saygısızlığa yapılan bir saygısızlık içeriyor.Bu nedenle haklı bir savunma bu.İzlediğim bölümde ufolardan ve kahinlerden bahsedildi.Ufolara, uzaylılarca kaçırılmış insanların varlığına, kahinlerin sözlerine inananların üzerine kurulmuş tezgahlar sergilendi.
Dünyanın sonu geldiğinde yabani bir şekilde yaşayacağımıza inandırılmış insanlar için "Doğada Hayatta Kalma Kursu" düşünmüş akıllının bir tanesi.Sekiz senedir bu kursa devam eden kırık var, inanamadım:)Bir tane cerrah ayaktan çıkardığı bir lipomu (bildiğin yağ bezesi) uzaylıların bıraktığı bir çeşit canlı olarak, ya da kaza ile girmiş bir parçayı ne olduğu tanımlanamayan bir cisim olarak anlatarak ücretli konferanslar düzenlemeye başlamış.Yine aynı konferanslardan geçimini kazanan biri de dünyanın sürüngen görünümünde yaratıklar tarafından yönetildiğine inandırmış garipleri.Bu yöneticiler insanlarla çiftleşip yeni bir ırk oluşturuyormuş.Örnek olarak da baba ve oğul Bush'u gösterdi.Burda kramp girdi karnıma:)
Dünyanın sonunun bir atom bombasıyla geleceğine inanan bir adam da yerin altına bir köy inşa etmiş.Köyü kütüphanesine kadar düşünen bu adam Tanrı'nın varlığından söz etmeye gelince bunun tam bir paranoyaklık olduğunu söylediğinde de ikinci krampı hissettim:)
Nostradamus üzerinden gelir sağlayan yazar kılığında bir din adamı da İncil'de geçen sahte İsa'yı başta Humeyni olarak kitabında belirtmiş.Humeyni öldükten sonra aynı kitabı tekrar yayınlayarak o sayfalardaki gösterdiği sahte İsa'yı Saddam olarak değiştirmiş.Bu da 3. kramp..
Penn&Teller'ın yorumu "Eğer sahte İsa İncil'de yazdığı gibi gelecekse ona karşı savaşmak Tanrı'ya karşı gelmek olmaz mı?" oldu.
Bu bahsettiklerim sadece bir bölümdü.İzlenesi değil mi?(Aklımda ne kadar çok şey kaldığına da şaşırmadım değil.)

Hane-i Kütüb

01.May.2008

Artemis ve Şev Lal beni çok okur az yazar bir blogger olarak gördüklerinden olsa gerek "Kitaplar" konusunda mimlemişler.Yani mimlemişlerdi epey bir zaman önce.Fikirleri değişmemiştir, mimi bana paslamakta kararlıdırlar diye düşünüp cevaplarını yazayım dedim artık.İnsan mimlenince kendini borçlu hissediyor.
Hayranlıkla, tüm kitaplarını okuduğum şu sıralar eserlerini tekrar hatmetmek istediğim H.P.Lovecraft'tan bahsetmek istedim mimi görür görmez.Lovecraft her kelimesinde görmek, duymak, hatta dinlemek istediğinizi önünüze serer.Tasvirleri benim (ne haddime) tasvir edemeyeceğim derecede güçlüdür.Korkularınız pik yapar sayesinde.Anlatımının ne derece güçlü olduğu "Cthulhu Mitosu"na günümüzde inanan insanların varlığıyla kanıtlanmıştır.

Bir diğer sevdiğim yazar:Boris Vian.Tüm eserlerini okumadım ama bu çaba içerisindeyim."Bütün Ölülerin Derileri Aynıdır", "Mezarlarınıza Tüküreceğim", "Kırmızı Ot" şu an için tavsiye edebileceklerim arasında.


Bir de Frank Herbert'ın Dune Serisi var ki bahsetmesem kendime kızarım.84'te David Lynch tarafında filmi de çekilen (ki filmini de çok beğenmiştim) kitabı bilim kurguya meraklıysanız şiddetle tavsiye ediyorum.


Artemis tavsiyesi Shibumi ve rasgele aldığım Olasılıksız hala okunmayı bekleyen kitaplarım arasında.
Çekirdek yemek gibiymiş bu mimin konusu.Düşündükçe başka eserleri de paylaşasım geliyor ve fena da okumadığımı farkediyorum.Yazar takıntım olduğu gibi yayınevi takıntım da vardır feci halde.Altıkırkbeş, Arkabahçe ve İthaki diye tutturduğum için Ankara İmge çalışanları az çekmemiştir benden.Teşekkür ederim hepsine:)
Mim devamını gönlü isteyene bırakıyorum..

Mari Yi Kafanı

09.Nis.2008


Güne yeni başlamışken okuduğum bir haberle beynimde bir çıtr çıtr (kıvılcım) sesleri hakim oldu dostlar.Oldum olası Roman'lara bir sempatim vardır.Eğlenceli, sevimli ve içten bulmuşumdur Roman dostlarımızı.Kökenimizin ucundan kıyısından Roman'larla kesiştiği bir hikaye, bir DNA kırıntısı aramış durmuş, ancak derin ve ısrarlı araştırmalarımdan hep eli boş dönmüşümdür."H" harfini alfabemden bir zamanlar silmiş, kimine göre "eksik" olarak nitelendirilmişimdir.
İşte bugün bu gönlümdeki Roman sevdasının kaynağını anladım.8 Nisan doğum günüm olmakla birlikte Dünya Roman Günü'ymüş.Biliyordum bir alakam olduğunu.Denk bir gen bulamadım henüz ama bir şekilde hissettiğim bağın kaynağını yakaladım.
Bu aralar keyifleri olmasa da episinin Romanlar Günü Kutlu olsun be.Protestonuzu bile havaya balon uçurarak yapan güzel insanlarsınız siz.
Tutturdun bir kutlama, bir bayram havası gidiyorsun İnte diyeceksiniz.Bütün bu uğraşlarım hergün bayram olması adına.

Esinti

01.Nis.2008

Yarını "Kişinin Seçimine Bağlı Kutlama Günü" ilan ediyorum kendi kendime.Her anneler günü, öğretmenler günü, babalar günü, sevgililer günü, kadınlar günü v.s. v.s. en az 30 ağızdan çıkan söz "Aslında annelerimizi/babalarımızı/öğretmenlerimizi... yılın bir günü değil her günü hatırlamalıyız" değil midir? 2 Nisan da neyi/kimi istersek onu kutlayalım.Seçimimize uygun bir eğlence düzenleyelim ya da hediyelere boğalım seçtiğimiz kişiyi.
Bütün günler de böyle akımlarla başlamadı mı?Yarını ısrarla birşey kutlama günü ilan ettirmeyin bana.Mim haline getiririm mecbur kalırsınız.
Bu zırvalamamı içimdeki sebepsiz, anlamsız coşkuya ve belki de bu coşkuya sebep olan şu an ki taşikardi benzeri kalp atışlarıma bağlıyorum.
2 Nisan Paylaşma Günü ilan ettim şu anda verdiğim bir kararla.İlk faaliyetim de müziğimi paylaşmak olsun..


Sonradan farkedilerek bırakılan not:100. yazı olmuş bu.Kutlanası bir gelişme benim için:)